|
Varolmayan Çevirmen!
Diller, Başka Diller, Başka Diller...
Italo
Calvino'nun en görkemli (belki de en
matrak) romanlarından birinde,
Varolmayan
Şövalye'de*,
"Bu
çevirmenleri öldürmemek
gerektiği konusunda iki taraf arasında sessiz bir centilmenlik
anlaşması vardı" cümlesiyle başlayan bölümü analım bugün.
Bugün Dünya Çeviri Günü,
“30 Eylül'ü kim, neden çeviri günü ilan etmiş acaba”
diye yeniden soralım. Anneler Günü, Babalar Günü, Sevgililer Günü,
Barış Günü gibi birçok özel gün vardır, özel anlamlar yükleyip özel
alışverişler yaptığımız, gösteriler, hatta festivaller, şölenler,
ziyafetler düzenlediğimiz ama Dünya Çeviri Günü de nedir? Ne
kutlanır, kim gönenir?
Calvino
şöyle devam ediyor: "Zaten
çevirmenler oradan oraya seğirtip dururlardı, o kargaşada, koskoca
bir ata binmiş, elleri kolları zırhlarla kaplı, kurşun gibi ağır bir
savaşçıyı öldürmek kolay değilken, onların pire gibi sıçradıklarını
bir düşünün. Ama bilinen bir gerçekti: savaş savaştı, eh ara sıra
postu deldiren de oluyordu elbette.”
Calvino ortaçağ için abartmış olabilir
bazı şeyleri, ne de olsa romanın tatlı kurmacasını
hesaba katmak gerek ama aradan geçen yüzyıllar çeviri işinin ve
çevirmenin konumunu, çalışma, yaşama koşullarını daha da zorlaştırdı
bize kalırsa. Yoksa şimdi biz mi abartıyoruz?
Bu işin psikolojik aurasını Sabri
Gürses'ten okusanız bir de...
[Ç.N.] Çevirmenin Notu Dergisi’nin 9. sayısında
Gürses en yakınlarına hatta kendisine
bile izah etmekte zorlandığı meslek seçimi macerasını öylesine
çarpıcı anlatıyor ki biz burada özetleme gayretine girme gafletine
düşmeyeceğiz, ısrar etmeyiniz.
Kamu kurumlarımızın, mahkemelerimizin, bakanlıklarımızın, ticaret ve
sanayi odalarımızın hatta KOSGEB, Noterler Birliği vs. vs.
vs.lerimizin meslek olarak tanımla(ya)madıkları,
dolayısıyla tanı(ya)madıkları bu Çeviri
işini, çevirmenlik mesleğini, iki satır anlatmağa,
açıklamağa çalıştığımız bir gündür işte bu gün. Dünyanın hemen her
yerinde toplantılar, paneller, seminerler, ödül törenleri vb.
etkinlikler düzenleyerek mesleğin, sektörün sorunları gündeme
taşınmağa çalışılır. Çeviri Derneği yedi yıldır bu Dünya Çeviri Günü
kapsamında ödüller veriyor çevirmenlere. Ödül alanlar Seçkin
Selvi, Tahsin Yücel, Aykut
Kazancıgil, Vedat
Günyol, Gönül Suveren,
Cevat Çapan ve
Atila Tolun, Zeynep
Bekdik, Şahap
Barker, Yaşar Avunç. Ama Necmiye
Alpay'ın 2003 yılında Radikal'de çıkan yazısına bakarsak bugünü biz
neredeyse Anneler Günü’nden bile önce kutlamağa başlamışız.
"26
Eylüller Türkiye'de 70 yıldır Dil Bayramı, Avrupa'da ise üç yıldır
Avrupa Diller Günü olarak kutlanıyor. Üç yıl önce öneriyi Avrupa
Konseyi'ne ve AB'ye götürüp kabul ettiren Türkiye Devleti olmuştu.
26 Eylülleri her zaman kutlayan Dil Derneği ve
AKDTYKTDK ise yayınlarında ve izlencelerinde bu günü yalnızca
Türk Dil Kurumu'nun kuruluş yıldönümü olarak anıyor, Avrupa Diller
Günü'yle ilgilenmiyorlar. Dil sözcüğü çoğul eki aldığında nedense
ürkütücü bir sözcüğe dönüşüyor. Devletin Avrupa Diller Günü önerisi
de, o yıl Türkçeyi resmi Avrupa dilleri
listesine aldırmaya yönelik bir dikkat çekme manevrasına benziyordu
daha çok." diyor Alpay altı yıl önce.
Çeviri sektörünün, evet böyle bir sektör var, Kıbrıs'taki meşum
referanduma kadar büyük bir umutla beklediği 'Türkiye tam üye
olmasa bile Türkçe'nin
AB resmi dillerinden biri olması olasılığı' 1960
Kıbrıs Anayasası’na dayanıyordu; Kıbrıs'ın Türkçe ve Rumca olarak
iki resmi dili vardı çünkü (madde 2.2). Kırk küsur yıl olduğu
gibi meçhul tarihlere ötelenen tam üyeliğimizden önce Türkçe’nin
AB'ye girmesi iş hacmini onla belki de yüzle çarpacağından insan
kaynağı üretiminden tutun teknolojik alt yapı yatırımlarına, yasal
düzenlemelerden kurumsal yapılanmaya, işletme kültürleri, ülke
standartları geliştirmekten süreç tanımlamalarına kadar pek çok
alanda hızla çalışmamız gerekiyor. Tanımlanamamış sorunları
varsayamazsınız ki çözebilesiniz.
Varolmayan Çevirmene kim kulak asar?
Çeviri İşletmeleri Derneği'nin (ÇİD)
varlık nedeni de tamamen budur, Dünya Çeviri Günü
kapsamında ne varsa ÇİD'in gündeminde de
o var.
Calvino’yla
bitirelim; “Öte
yandan çevirmenler de bir kaç dilde 'o...ç...' demeyi bildiklerinden
yararlanarak, onca tehlikenin içine atılıyorlarsa, bu işte bir takım
çıkarları vardı kuşkusuz."
Eh, olmalı da zaten değil mi?
*
Varolmayan Şövalye, İtalo
Calvino, Ada Yayınları, 1985, Roman,
Türkçesi: Gül Işık
Gününüz kutlu olsun!
Çeviri İşletmeleri Derneği
adına
Mete Özel / ÇİD Genel Sekreteri
|